17 Mart 2017 Cuma

İmge, beden, cinsellik: Frances Cannon’un eserleriyle

Hayatımızı kuşatan, varlığımızı –farklılıklarımızı- “kusur” olarak sunan görsellere,  başkaldırıyoruz! Artık her Cuma, eserleriyle görsel sanatlarda kadın ve LGBTİ temsilini güçlendiren sanatçılara yer veriyoruz.


Sanat tarihinin feminist eleştirisi ile görsel sanatlarda kadın ve LGBTİ’lerin sorunlu temsili birçok çalışmada gözler önüne serildi.

Feminist sanatçı insiyatifi “Gerilla Kızlar” (Guerilla Girls) 1989 yılında hazırladıkları afişte sordukları, “Kadınların Metropolitan Müzesine girebilmeleri için çıplak mı olmaları gerekir” sorusu, sanatın ideolojik bir temsil alanı olduğunu düşündüğümüzde, kadınların yalnızca bedenleriyle “seyirlik nesne” olarak sanata katılabildiğini ortaya çıkarıyordu.





“Gerilla Kızlar” (Guerilla Girls) 1989 yılı afişi: “Kadınların Metropolitan Müzesine girebilmeleri için çıplak mı olmaları gerekir”

Kadın sanatçıların eril sanat ortamında üretebilmesi diğer yandan üretilen eserlerin toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle eleştirilmesi, görsel sanatlarda kadın ve LGBTİ’lerin temsil sorununu ortaya çıkarıyor.

Mary Kelly’in ifade ettiği gibi “kadınların imgeleri söz konusu olduğunda her şey daha da karmaşıklaşır.” Görme ediminin cinsiyete dair sorgulanması; kadın ve LGBTİ’lerin görsel sanatlarda çoğunlukla “nesne bedenler” olarak temsil edilmesinin karşısına ne getirilebileceğini de tartıştırıyor.

Bu tartışma yalnızca teorik bir alanla kısıtlı değil, bugün dünyanın birçok yerinde sanatçılar görsel sanatlarda kadın ve LGBTİ temsilini güçlendirmek için fırçasına, boyasına davranmış durumda… Bu sanatçıların eserlerinin bir başkaldırı olarak da ifade edilebileceğini söylemek yanlış olmaz.

Sokakta, iş yerinde, televizyon ve internette, okulda kısacası her yerde karşılaştığımız, bize yabancılaştırılmış ve yalnızca erkek beğenisine sunulmuş beden temsillerimizin örtülü bir amacı var: “bedenimizi sevmemek” ve “arzulanan biricik beden gibi olmayı istemek” ve “arzu nesnesi olmak için tüketmek.”

O zaman; hayatımızı kuşatan ve bizi inciten, varlığımızı –farklılıklarımızı- “kusur” olarak sunan bu görsellere, başkaldırı başlasın! Artık her Cuma, bu sayfada, eserleriyle görsel sanatlarda kadın ve LGBTİ temsilini güçlendiren sanatçılara yer vereceğiz.

Serinin ilk sanatçısı Avustralya’dan Frances Cannon. Eserlerinde özgür ve “farklı” kadın bedenlerini konu alan Cannon, bedenleri “cinsel özne” olarak inşa etme çabasında. Dayanışma, mücadele etme ve var olma niyetini hemen her illüstrasyonunda vurguluyor.

Cannon’un eserleri, günümüz “estetik” zorbalığınca, “kusur” ya da “hastalık” olarak görülen “farklılıklarımıza” gelsin.







Frances Cannon'un instagram sayfasını takip için burayı ziyaret edebilirsiniz.Gelecek Cuma kaosgl.org'da görüşmek üzere.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum

sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünya için lekeler, çizgiler...